yorgun gözlerinin altındaki halkaların
ebem kuşağı olduğunu ve
İstediğinde yedi renk bakabileceğini. Siyah saçlarındaki akların aslında,
hırçın dalgaların gelgitlerinden oluşan
köpüklerin bulaşığı olduğunu.
Bir ben biliyorum
yüreğinin severken,
ölmekten değil de öldürmekten korktuğu için
tir tir titrediğini.
Kayboluşlarında kendini bulup
her şeye yeniden başlama hevesinin,
yalnızlığını nasıl kursağında bıraktığını.
Bir ben biliyorum,
dağların eteklerine ziller takıp
hızla doruklara kaçışından olduğunu,
ruhunun serin esintisinin.
Hayatın çarmıhına,
yalpalarda çürüyen tahtaların
paslı çivileriyle gerildiğini.
Bir ben biliyorum,
her kundaklama sonrası
ormanlarının zehrini,
bir hışımla genzine çektiğini.
Bu yangınlarla
ciğerinin de yandığını,
yine de hiç ağlamadığını.
Bir ben biliyorum,
bu şehrin goncalarını bile sevmediğini,
inim inim inleyen gecelerinde
demlenemediğini.
bir ben tanıyorum
ve bir ben seviyorum adamım seni, bu şehirde adam gibi.
Lou Andreas-Salomé for Friedrich Nietzsche
Lou Andreas –Salomé’ye
Paris, 26 haziran 1914
…..Dünyayı benim bu güne dek yaptığım gibi salt göz yoluyla kavrayıp içine sindirmek, bir ressam , bir heykeltraş için daha az tehlikelidir, diye düşünüyorum, çünkü bunlar aldıklarını maddeye dönüştürüp ortaya koymakla rahatlayacaklardır.
Ben kendimi, Roma’daki parkta gördüğüm Anemone’a benzetiyorum : Çiçeğinin yapraklalarını gün boyunca, alabildiğine açmış ve gece olduğunda onları bir türlü toparlayıp kapayamamıştı. Akşamın karanlığında, akıllı kardeşleri, dıştan aldıkları kadarıyla yetinip yaparaklarını kapamışken, onu hala delicesine açılmış yapraklarıyla, bitip tükenmeyen geceden bir şeyler almaya uğraştığını görmek, insanı ürkütüyordu.
Ben de öyle çaresizce dışa dönük, dağınık, hiçbir şeyi itip geri çevirmeden yaşamaktayım; duyularım bana hiç danışmadan, hep rahatsız edici şeylere yönelik…
Ama kim kendisini, önce paramparça etmeden yenileyebilmiştir.
Rainer Maria Rilke

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder