31 Mayıs 2011 Salı

Friedrich Nietzsche

Bir ben biliyorum,
yorgun gözlerinin altındaki halkaların
ebem kuşağı olduğunu ve
İstediğinde yedi renk bakabileceğini.
Siyah saçlarındaki akların aslında,
hırçın dalgaların gelgitlerinden oluşan
köpüklerin bulaşığı olduğunu.

Bir ben biliyorum
yüreğinin severken,
ölmekten değil de öldürmekten korktuğu için
tir tir titrediğini.

Kayboluşlarında kendini bulup
her şeye yeniden başlama hevesinin,
yalnızlığını nasıl kursağında bıraktığını.

Bir ben biliyorum,
dağların eteklerine ziller takıp
hızla doruklara kaçışından olduğunu,
ruhunun serin esintisinin.

Hayatın çarmıhına,
yalpalarda çürüyen tahtaların
paslı çivileriyle gerildiğini.

Bir ben biliyorum,
her kundaklama sonrası
ormanlarının zehrini,
bir hışımla genzine çektiğini.

Bu yangınlarla
ciğerinin de yandığını,
yine de hiç ağlamadığını.

Bir ben biliyorum,
bu şehrin goncalarını bile sevmediğini,
inim inim inleyen gecelerinde
demlenemediğini.
bir ben tanıyorum
ve bir ben seviyorum adamım seni, bu şehirde adam gibi.

            Lou Andreas-Salomé for  Friedrich Nietzsche                            
                                                             
Lou Andreas –Salomé’ye


Paris, 26 haziran 1914
…..
Dünyayı benim bu güne dek yaptığım gibi salt göz yoluyla kavrayıp içine sindirmek, bir ressam , bir heykeltraş için daha az tehlikelidir, diye düşünüyorum, çünkü bunlar aldıklarını maddeye dönüştürüp ortaya koymakla rahatlayacaklardır.

Ben kendimi, Roma’daki parkta gördüğüm Anemone’a benzetiyorum : Çiçeğinin yapraklalarını gün boyunca, alabildiğine açmış ve gece olduğunda onları bir türlü toparlayıp kapayamamıştı. Akşamın karanlığında, akıllı kardeşleri, dıştan aldıkları kadarıyla yetinip yaparaklarını kapamışken, onu hala delicesine açılmış yapraklarıyla, bitip tükenmeyen geceden bir şeyler almaya uğraştığını görmek, insanı ürkütüyordu.

Ben de öyle çaresizce dışa dönük, dağınık, hiçbir şeyi itip geri çevirmeden yaşamaktayım; duyularım bana hiç danışmadan, hep rahatsız edici şeylere yönelik…

Ama kim kendisini, önce paramparça etmeden yenileyebilmiştir.

                                                                        Rainer Maria Rilke


24 Mayıs 2011 Salı

kuru temizleme gibi zihin temizleme olsa;
"efendim sizin zihniniz çok karışmış bunu bir haftada temizleyebiliriz, şuraya bırakın"

22 Mayıs 2011 Pazar

Tete d’or


Ağlamamaya çalıştım
Kalkıp yürümek istedim, ama insan ancak, durmak zorunda olduğu yere kadar gidebilir.
Kemikleri gözlerine akar bu denizden bütün sinelerde, aynı hizaya yükselir. 
Nerede yanlış yaptım? Hatam nerede?
Ellerimi kesip koparsalar kalan bedenim senin olsun.
Sana geleceğim kemiklerimin üzerinde, sana 
                                                                                                   Paul claudel

19 Mayıs 2011 Perşembe

- hayvanlıktan çıkmamış bu canlı (insan) bir gemiye benzer, kaptanı Tanrıdan sonra geminin efendisi bilir kendini, oysa yoksul düşmüş, ufak bir taşerondur, denizcilikten habersizdir, ama yediği yumruklardan cesaret ve ilham alarak tekneyi kullanmaya kalkışır. Külüstür bir periskopla hayal meyal seçer ufukları, teknenin üstün körü bir görüntüsüne varır. İç yapısından anlamaz, bir şey bilmez, bilmeye çalışmaz. Ne makineden anlar, ne tayfayı tanır, nereden gelindiğini, nereye gidildiğini bilmez, öğreneyim de demez. Daracık bir kamarada, kazık, tokmak, kızgın demir kakılı dört duvar arasında kapalı, başı eğik, boynu bükük, habire tokat yer; kim vuruyor, neden vuruyor bilmez, vuran bir okşarcasına hafif, bir bağırtırcasına sert vurur. Ama iç güdüleri ve çektiği çileler eğitmişlerdir tepkilerini: Baldırına mı, midesine mi, kafatasına mı, vurulan yere göre bir musluğu açar yada kapar, bir kolu çevirir, bir düğmeye basar yada görünmez bir tayfaya emirler yağdırır. Böylece uysal ve acıklı bir robot gibi, çağlar okyanusunda bir süre çalkalanacak, karaya çıkmadan, nereden gelip nereye gittiğini bilmeden; ta ki eskimiş, çürümüş teknesini dalgalar parçalayacak, kendisi de batıp gidecek, ne oldu, ne bitti, bir şey anlamadan....
Bir şey anlamaya da çalışmadan.
                                                       İnsan ve İnsanlar  Jean Bruller Vercors

9 Mayıs 2011 Pazartesi

"Öyle çok yanar ki canın, 
dünyadaki bütün suçları işlediğini sanırsın;
oysa sadece sevmişsindir"
Fidder Of The Roof (1971)